20 Mayıs 2012 Pazar

TAŞLAR

E l m a s :   
      Yüzyıllardır kadınları erkeklere karşı sihirli bir koruma altına almıştır.  Hediye  olarak alınan elmasın satın alınandan daha fazla koruyucu özelliğe sahip olduğuna inanılır. Büyü, zehirlenme, hastalık ve karabasanlardan korur; öfkeyi önleyip dirayetli olmayı sağlar 

      Zümrüt :
   Yeşil rengi yüzünden yağmur yağdırdığına inanılır. Beden-ruh-zihin için tonik vazifesi görür ve kuvvetli bir duygusal dengeleyicidir. Zümrüte kimi yerlerde “Koşulsuz Aşk Taşı” da denir. Sevgililerin birbirlerine verebileceği en iyi armağan olarak görülür.

S i t r i n :

    Böbrek, kolon, ciğerler, hazım organları ve kalp için faydalıdır. Bir adı da “Tüccar Taşı” olan sitrini, kimi ticaret erbabı parasal gücü arttırdığına inanarak kasasına koyar.

      Sair:

   Krallar tarafından kötülükleri uzaklaştırmak için kullanılırdı. Ayrıca sevgilileri koruyan özel güçleri vardır. Kalp ve böbrekleri kuvvetlendirir, tüm salgı bezlerini harekete geçirir, pisişik yetenekleri arttırır ve sezgiyi güçlendirir.

       Yeşim:
   Büyük Çin Ejderi’nin yeryüzüne boşalttığı tohumlarının donup yeşim taşı olduğuna inanılır. Bugün bile Çinli işadamları bir işe başlamadan önce yeşimden tılsımlarını tutar, okşar ve ondan güç alır. Ayrıca akıl hastalıklarına, iç hastalıklarına, göz bozuklu una ve kadınların adet ve doğum sancılarına iyi geldi ine inanılır.







Kırmızı mercan:
   Nazardan, cinlerden, büyü ve delilikten koruduğuna inanılır. Hormon dengesizliği olan kadınların ve doğumda zorluk çekmek istemeyenlerin cinsel organları yanında taşımaları tavsiye edilir. Ayrıca bebekleri koruduğu, diş çıkarmasına yardımcı olduğu söylenir.

Ametist:

      Ametist; eski çağlarda “sarhoşluğu yok eden taş” diye bilinirdi. Bu yüzden o dönemde ametistten kadeh, çanak gibi kaplar yapıldı. Ayrıca, endokrin ve bağışıklık sistemini güçlendirir, kanı temizler ve enerji verir.




        Kuvars:

   Duygusal dengeleyicidir. Beyin fonksiyonlarını düzenler. Büyücülerin kristal küreye bakarak kehanette bulunmaları, kuvarsın zihinsel konsantrasyonu kolaylaştırmasındandır.

Pembe kuvars:

“Aşk Taşı” da denir. Onu üzerinde taşıyanı öfkeden, suçluluktan, korku ve kıskançlıktan koruduğu ve kısırlığa karşı faydalı olduğuna inanılır.

Dumanlı kuvars:

“Rüya Taşı” da denilen bu taşın; umutsuzluğa, üzüntüye, öfkeye, depresyona ve diğer negatif etkilere karşı korudu una inanılır.

Kaplan gözü:

Bir tür kuvars olan bu taşın, taşıyanları başkalarına daha az bağımlı kıldığına inanılır. Ancak bu durum ikili ilişkileri, iş hayatını ve ortaklıkları olumsuz etkileyebilir. Tedavi edici özelliği de vardır: Sindirim sistemi, dalak, pankreas ve kolon için faydalıdır.

          Opal:

 Hakkında çelişkili inanışlar vardır. Talihsizliğe yol açtığı da söylenir, güven duygusunu artırıp, düşmanlara karşı güçlü kıldığı da. Görme duyularını güçlendirip, sezgiyi arttırır. Üst bene ulaşmak için de kullanılabilir.


              Lapis lazuli:
      Rengi yüzünden göklerin sembolü olarak kabul edilir. Küçük çocukları korkularından ve solunum yolu hastalıklarından uzak tuttuğu için “Çocuk Taşı” da denir. İskeleti kuvvetlendirir, tiroid bezini harekete geçirir, tansiyon ve kaygıyı azaltır, zihni açar.




           Hematit:

Enerji ve canlılık verir, stresi azaltır. Çekim gücü fazla olduğundan, kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek verir, kararsızların karar vermesini sağlar.

             Yakut:
      Cesaret, ruhsal gelişme, liderlik, mutluluk duygularını arttırır. Cinsel aşırılıklara iyi geldiğine, tasadan, korkudan, zehirlenmeden, zihinsel bozukluklardan, erken ölümden hatta sel, fırtına gibi doğal afetlerden korudu una inanılır. Yakut, ete ya da dişe takıldığında güç ve enerji verir.

     
        Akik:
   Bedeni ve zihni kuvvetlendirir, taşıyanı tehlikeden korur, uyumsuzluklara son verir. Akik; uykusuzluğa, korkaklığa, karabasana, nazara ve metabolizmaya da faydalıdır. Gerçeklerin farkına varılmasını sağlar.

      Aquamarine:
 
       Takana özellikle ölüm karşısında cesaret verdi söylenir. Bu niteliği ve rengi yüzünden denizcilerin en önemli tılsımıdır. Kahinler geleceği görmek için kullandığından “Kahin Taşı” da denir. Ayrıca sinirleri yatıştırır, düşünceyi berraklaştırır ve yaratıcılığı artırır. Böbrek, karaciğer, dalak ve tiroid bezini kuvvetlendirir, vücudu temizler.





             Obsidyen:

      Karın ve bağırsakları iyileştirir, zihin ve duyguyu birleştirir. Kaygıyı azaltır, takıntıları düzeltir, akıl ve sevgi ile bağlarımızdan kopmamayı sağlar.

     Kara kehribar:

    Cinlere ve melankolik durumlara karşı korur. Nazara karşı en üst koruma yaptığına inanılan taştır. Yakıldığında dumanının yılanları kovduğuna inanılır.

      Ay taşı:


  
     Lenf sistemindeki bozuklukları düzeltir. Hindistan’da kutsal bir taştır ve sevgililerin ihtirasını artırdığına inanılır. Kadınlar kısırlığa iyi geldiği, üreme organlarındaki sorunları çözdüğü ve doğumu kolaylaştırdığı için taşırlar. Ayrıca, egoizmi giderdiği ve oburluğu tedavi ettiği de söylenir.




       Topaz:

Eski zamanların en kudretli taşlarından biri olan topazın, göz hastalıklarını ve veba gibi salgın hastalıkları ortadan kaldırdı ı söylenir.

      Turkuaz

    En yaygın tılsım taşıdır. Vücudu kuvvetlendirir, hücreleri yeniler, kan dolaşımını, ciğerleri canlandırır. Sakinlik verir ve yaratıcı ifadeye güç kazandırır.

      Oniks :

      Kaygıları azaltır, kadın/erkek zıtlaşmasını dengeler, ilikleri kuvvetlendirir, bağımlılıklardan kurtulmaya yardım eder

16 Mayıs 2012 Çarşamba

TAKILARIN ANLAMLARI

                      TARİH BOYUNCA TAKILARIN ANLAMLARI
     Binlerce yıldır genellikle kadınlar tarafından daha zarif görünmek amacıyla kullanılan takılar, kişinin bulunduğu sosyal statüsünü ve kimliğini temsil etmesinin yanı sıra değişik işlevleri bulunmaktaydı. Genellikle kadınların kıyafetlerini tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılan küpe, hızma, halhal, yüzük gibi takılar, geçmiş dönemlerde krallar, firavun ve halktan erkekler tarafından da yaygın olarak kullanılmaktaydı.

   İlk takılar, fildişi, taş, deniz kabuklarından, maden işlemeciliğinin başlamasından sonra da madenlerden yapılmıştır. Çok tanrılı dönemlerde yaratıcının yeryüzündeki temsilcileri olarak kabul edilen kral ve rahipler, sahip oldukları güçleri bedenlerinde de göstermek isteyince taş ve madenlerden yapılmış takılar kullanmaya başlanmışlardır. Kralların taktığı değerli takılar ayrıca devletin gücünü simgeleyen unsurlar anlamına gelmekteydi.

    Yaygın olarak Arap ve Anadolu kültürlerinde kullanılan ve burna takılan hızma, kadının evli veya nişanlı olduğunun sembolü olarak kullanılmıştır. Anadolu'da bağda, bahçede tarlada çalışan kadınlar küçük çocuklarının ayağına taktığı halhaldan çıkan ses sayesinde çocuğunun nerede olduğunu bulmanın yanında çıkardığı ses sayesinde akrep gibi zehirli hayvanların yaklaşmasını engellemek amacıyla kullanılmaktaydı.

     Eski bir kadın takısı olan tepelik ise Anadolu'da erkekler tarafından kadınlarına doğumlarda takılan bir takı olarak kullanılmıştır. Kadın, erkek çocuk doğurduğunda altın, kız doğurduğunda ise gümüş tepelik takılırdı.

     Afrika'da ise erkekler, burunlarına taktığı çubuk ve küçük hızmalarla daha sert ve kızgın hale gelmeye çalışırken, doğayla savaşında daha güçlü hale geldiği düşünülmekteydi.

    Afrika'da kadınlar hem inançları hem de kendini güzelleştirdiğine inandıklarından boyunlarına halkalar takmışlardır. Bu halkalar yaş ilerledikçe artıyor, ancak artan halkalar zamanla çene ve boyun arasında uzama meydana getirdiği için bu kadına çevresinde hem hayranlık hem sevgi duygularının uyandırmasına neden olmaktaydı. Bu hayranlık, çekilen acının tek tesellisi olurken, günün birinde kadın bu halkaları çıkarınca asıl trajedi o an başlamaktaydı. Çünkü yıllarca halkalara alışan boyun kemikleri kafanın ağırlığını taşıyamayarak kırılmakta ve kadının ölümüne sebep olmaktaydı.

                            KÖLELERİN ALTIN KÜPE TAKMASI

   Takılar sadece kadınlar tarafından kullanılmayıp geçmiş yüzyıllarda erkekler tarafından da yaygın olarak kullanılmaktaydı. Takı kişinin aslında bulunduğu sosyal statüyü, kişiliğini, inançlarını belirten bir sembol idi. Para kazanmak için değil yaşamak için çalışan köleler muhakkak kulaklarına bir altın küpe takarlardı. Köle öldüğü zaman defin masrafları bu küpe bozdurularak sağlanırdı. Geçmişten günümüze kadar çocukları hastalıklardan korunsun diye değişik renklerde boncuklar kullanmıştır. Günümüzde takılar biraz daha süs eşyası konumuna gelse de kişilerin kimliğini ortaya çıkaran unsurlar olma özelliğini korumaktadır. Günümüzde takıların genelde kadınlar tarafından kullanılmasının nedeni, kadının geçmiş yüzyıllarda baskı altında tutulması ve kendini ifade etmek için unsur arayışı içine girmesinin sonucunda takıyı tercih etmektedir.

ALYANS' IN ANLAMI



ALYANS’IN SIRRI

Neden evlilik yüzüğü(alyans) yüzük parmağına takılır biliyor musunuz?
Hayatınız boyunca lazım olur mu bilemeyiz ama aklınızda bulunsun.Evlilik yüzüğü neden hep aynı parmağımızdadır da  neden işaret parmağı, baş parmak, serçe parmakta değildir de yüzük parmağımızdadır.Evlilik yüzüğünü ilk defa mısır prensesi Nefertiti  takmıştır. O yıllardaki tıbbın ne kadar ileride olduğu ayrı bir tartışma konusudur, ama yüzyıllar sonra anlaşılmıştır ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü taktığımız yani sağ elimizin serce parmağımızın yanındaki parmaktır.Başka hiçbir parmağımızdan kalbe direk giden bir damar yoktur.