KÜPELER
Kulak
memesine açılan deliğe, tel marifetiyle geçirilen takı.Burada da “aklın yolu
birdir”sözünü hatırlamak gerekiyor. Zira birbirlerini tanımayan, dünyanın
değişik bölgelerinde yaşayan insan toplulukları, konu süslenmek olduğunda
küpeyi keşfetmişlerdir. Buradan hareketle sanatın da bütün takıların da böyle
doğup böyle geliştiği hükmüne varabiliriz. Ne var ki, bütün takılar, onu
kullanan kavimlerin kişilikleri ile bütünleşmiştir. Bu da insanoğlunun en
takdire şayan yönünü ortaya koymasında yatmaktadır. Küpenin kaynağının tılsım
olduğunu bilmem ama, türkçemizde “kulağına küpe olsun” (onu unutma, hatırla, bu
sana ders olsun) sözünün bir manası olsa gerektir. Genelde kadınların
kullandığı bu takıların eski dönemlerde erkeklerce de
kullanıldığıbilinmektedir. Onun da sebebi maddi veya manevi köleliğin
simgesidir. Mesela tarihte bazı devlet adamlarının da küpe taktıkları bilinir.
Bunların başında büyük Türk Sultanı Yavuz Sultan Selim (1470-1520) gelmektedir.

Ayrıca, küpe, bilezik ve kemer tokaları,
çoğu zaman aynı teknikle yapılmışlardır. Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprağı, başta; Hitit, Lidya, Urartu,
İyon ve Troya olmak üzere çeşitli medeniyetler sahipliğiyapmasından
dolayı, dünya müzeleri ve bizim müzelerimiz bu medeniyetlerin kuyumculuk eserleri ile doludur. Bu medeniyetlerin sonraki mirasçıları ise önce Doğu Roma, ardından Anadolu Selçukluları, onun ardından da Osmanlı İmparatorluğu olmuştur. Özellikle Selçuklu ve Osmanlılar Orta Asya’dan getirdikleri maden sanatı teknikleri
ile- ki Ruslar Asya Türklerine “Kuznetski” (demirci, madeni işleyen) derlerdi- yeni ve farklı eserler
ortaya koyarak dünya kuyumculuk sanatına büyük katkıda bulunmuşlardır.
Birçok takı çeşidinde olduğu gibi küpelerde de birer itibar, asalet ve
gösteriş sembolleriydiler. Kıymetli ve yarı kıymetli taşlarla kullanılarak yapılanlarının
yanı sıra, kuyumculuk tekniklerinin tamamına yakını küpelerde kullanılmıştır.
Bu tekniklerin başında, kıymetli taşlarla yapılan Alaturka ve Alafranga
mıhlamalardır. Bunun dışında telkârî, testere işli oygu, kakma, çakma, vb.
kullanılmıştır. Küpelerde tekniklerin yanı sıra sembolleşmiş çeşitli şekillerde
kullanılmıştır. Bunların dışında “Mu” daha sonraları haç, altılı ve beş köşeli yıldızlar,
ay ve tabiattan stilize edilmiş göz, el (Fatma’nın eli), yaprak, çiçek, böcek, kartal, aslan gibi çeşitli hayvanlardır. Günümüz kuyumculuğunda
da eski eserler, taklit edilmelerinin yanı sıra, birçok ustalara kaynaklık
yapmaktadır. Zaten dünü bilmeden günü kazanmak mümkün olmaz.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder